Yemek Dediğin Akıldır

yemek-dedigin-akildir

“Yemek dediğin akıldır” diyor Mevlana. Ne yiyorsak oyuz. Kimi gıdalar diriltir, kimileri öldürür.

Çağımızın Beslenme Alışkanlıkları

Yüz yılımızda büyük şehirlerde yaşayan sayısı artıyor ve bunun yarattığı sıkışıklık, zamanı kendimizden çok dışarıya kullanmamıza neden oluyor. Yolda, işte, alışverişte ve oyalanarak geçirdiğimiz zaman, kendimize ayırdığımızın önüne geçiyor. Çoğumuzun yakındığı zamansızlığın açılımı, zamanı doğru kullanamamak, yani önceliklerini belirleyememektir. Tabi bu kadar koşuşturmanın içinde geçiştirdiğimiz öğünlerin açığını kapatmak için uzun atıştırmalar, düzensiz ve dengesiz hatta aşırı yeme alışkınlarımız ortaya çıkıyor. Kısaca düzensiz yeme alışkınlarımızın ardında zamansız bahanesi arkasına saklanmış, özensizlik yatıyor. Sabah saatlerinde başlayan koşuşturma, hızla yapılan hatta belki yapılamayan kahvaltının sonucu akşam eve yorgun dönme oluyor. Bu kısır döngü devam edip duruyor.

Üzerimizdeki bu bir yerlere yetişme çabası nedeniyle ağzımıza aldığımız lokmaları neredeyse çiğnemeden yutmamıza sebep oluyor. Beslenmeden uzaklaşıp, karnımızı doldurarak suni bir tokluk hissi yaratıyoruz. Böyle bir ruh haliyle seçilen gıdalarda elbette ki yapay oluyor.

Yaşam biçimine paralel olarak değişen alışveriş seçenekleri, gıdalar üzerinde yapılan değişimleri de beraberinde getiriyor. Yaygın olarak merkezi noktalarda bulunan alışveriş merkezlerinde sunulan ürünlerin raf ömrü uzadıkça, fiyatı düşüyor. Kolay satın alma olgusu gelişirken, içeriğin doğallığı ister istemez yapaylıkla yer değiştirmek zorunda kalıyor. Çağlar boyu yiyeceği üretmek ve korumak için mücadele veren insan, bolluğa kavuştukça bedensel açlık çekiyor. Bunun en önemli nedeni gıda görüntüsü verilmiş, besleyici değeri olmayan, katkı maddeleri ve tatlandırıcılarla raflarda satışa sunulan renkli paketlerden kaynaklıyor.

Yapay olarak tanımladığımız gıdalara birlikte bir göz atalım.

1.Derecede Yapay Yiyecekler

  • Hazır çorbalar
  • Cipsler
  • Asitli ve renkli içecekler
  • Şekerlemeler
  • Mikro Dalgada pişirilenler
  • GDO içeren gıdalar
  • Rafine edilmiş ürünler
  • Mısır şekeri ve yapay tatlandırıcılar

2.Derece Yapay Yiyecekler

  • Dondurulmuş ürünler
  • Konserveler ve hazır soslar
  • Bisküvi ve hamur işleri
  • Koruyu içeren paketli gıdalar
  • Kontrolsüz zirai ilaç kullanılan gıdalar
  • İşlenerek ömrü uzatılmış gıdalar

3.Derece Yapay Yiyecekler

  • Doğası dışında yapay olarak çoğaltılan hayvanlar ve onlardan elde edilen ürünler
  • Doymamış yağ ile kızartılanlar 
  • Paketli dondurmalar
  • UHT süt ve süt ürünleri

Gördüğünüz gibi yemeğin hazırlanma hızı arttıkça içerik zayıflıyor. Belki aklınıza gelen ilk soru, ‘’ peki ama ne yiyeceğiz?’’ oldu. Elbette bize sağlık katacak gerçek gıdaları yiyeceğiz ve bunlardan da bol bol mevcut.

 Belki de sizin de fark ettiğiniz gibi hayat bir yandan kolaylaşırken bir yandan da hastalıklar her geçen gün artmakta. Çevremizde ilaç kullanan, cerrahi müdahale yaşayan insanlar sağlıklarına kavuşmak için o güne kadar kazanmak uğrunda sağlıklarını verdikleri, maddi kaynaklarını, birikimlerini bu yolda harcamak zorunda kalabiliyorlar. Sağlıklı bir beden en büyük zenginlik ve hepimiz bunu çok iyi biliyoruz. En ufacık bir ağrıda dahi canımız orada atıyor. Doğru olan bu zenginliği korumak ve kıymetini bilmektir.

 Bu devrin hızıyla hareket ederken,  mevcut durumu gözden geçirip, hayatın akışını kendi lehimize dönüştürebiliriz. Evimize, arabamıza ve diğer ihtiyaçlarımıza ayırdığımız kaynakların bir kısmını bedenimizin sağlığı için kullanıp, geleceğimize doğru yatırımı yapabiliriz.

Önemli Notlar

  • Bir ürünün üzerinde koruyucu madde içermez ya da katkı maddesi içermez yazması o ürünü sağlıklı yapmaz. Ultraviyole ışınlarıyla ömrü uzatılan gıdalar da beden için zararlıdır.
  • İnsanların icat ettiği besleyici özelliği olmayan boyalı, asitlendirilmiş, tatlandırılmış, kimyasal koruyucular içeren gıda maddelerinden uzak duralım.
  • Tekrar, tekrar kullanılan kızartma yağlarında pişen ürünler kanserojendir.
  • Ömrü uzatılmış tüm gıdalar bedene toksik atık bırakırlar.

Doğanın verdiği forma sadık ol, formda ol …

Günümüz gıdaları nerede yetişiyor veya üretiliyor.

Gıdanın gücü tohumun bilgisinde saklıdır.

Tohumların gıda üzerindeki etkisini her geçen gün daha fazla fark ediyoruz. Belki de bunu sağlayan ıslah ve iyileştirme iyi niyetiyle başlayıp, kimyasal ve genetik müdahaleye varan süreçtir.  GDO sürecinde yaratılan tohumlarla yapılan tarımın birçok zararı bulunur.

  1. GDO ile üretilen tohum ekilen toprak verimsizleşir.
  2. Bu tarımın yapıldığı tarlanın çevresinde bulunan komşu alanlarda zarar görür.
  3. Bu tohumlar çoğunlukla kısır olduğu için yeniden tohumluk ayrılıp ekim yapılamaz.
  4. Genetiği değiştirilerek üretildiği için insan bedenine ne kadar zarar verdiği tam olarak bilinememektedir.
  5. Dünyanın gelişmiş ülkelerinin çoğunda bu tohumlarla üretim yapmak yasaklanmıştır.
  6. En yaygın GDO tohumları; mısır, soya fasulyesi, susam, kanola, buğday, pirinçtir.

Tohumun önemi;

Çağlar boyu aynı coğrafyada kendiliğinden genetiği gelişen, uyum sağlayan tohumlar kıymetlidir. Örneğin; siyez buğdayı, karakılçık, yerli susam, darı, mercimek, zeytin gibi doğal şartlarında kolaylıkla yetişen yerli tohumlar daha besleyici ve güvenilirdir. Ekonomik olarak da tekrar tekrar ekilmesi fayda sağlar.

Toprakta yetişen ürün hangi şartlarda zarar verir;

Sanayi ve insan nüfusunun yoğunluğundan kaynaklı atıklar kirlilik yaratır. Bu çevre şartlarında yetişen ürünler ya da hayvanlar bu durumdan olumsuz olarak etkilenir. Doğal olarak tanımlanan bir bahçe; otoyol kıyısında ya da bir sanayi kuruluşunun yanında ise hatta bunlardan uzak ama bunların kirlettiği su kaynakları ile besleniyorsa bu ürünler yiyene faydadan çok zarar verirler. Bir de üstüne kontrolsüz kimyasal gübre ve ilaçlamalar yapılıyorsa zarar daha da artar.

Toprakta yetişen ürün hangi şartlarda fayda sağlar;

Toprağı en çok etkileyenler hava ve suyun kirliliğidir. Bu nedenle sanayileşmemiş ve yoğun insan nüfusunun olmadığı yerler doğru tarım için daha uygundur. Bu uygun şartların sağlanması ile birlikte kullanılan gübrenin kimyasal yerine doğal olması insan sağlığı için daha faydalıdır. Tıpkı ekolojik ve organik ürünlerde olduğu gibi iyi tarım olarak tanımlanan yetiştiriciliği kontrol eden sistemler de mevcuttur. İyi tarımlar ürünleri beslenmede tercih edilebilir.

Günümüz Hayvansal Gıdaları Nerede yetişiyor veya üretiliyor.

Hayvansal ürünlerin besleyiciliğini, yediği yem ve içinde bulunduğu ortam belirler, diyebiliriz. Kendi besin zincirinden beslenen, özgürce doğal ortamında hareket halinde olan hayvanlardan elde edilen ürünler faydalıdır. Tıpkı tarımsal ürünlerin ıslah sürecinde olduğu gibi hayvansal ürünlerinde yetiştirilmesinde ve işlenmesinde gelinen noktada insan sağlığı için zararlı faktörler ortaya çıkmıştır.

  1. Daha fazla ürün alabilmek için yapılan müdahaleler ürünün besleyiciliğini azaltırlar.
  2. Doğal besin zincirine aykırı yemler ve antibiyotikler ürünün içeriğine dahil olurlar.
  3. Büyüdükleri ortamlarda hareketsiz bırakılan hayvanların yaşadığı stres ürünlerine geçer.
  4. Elde edilen hayvansal ürünlerinin raf ömrünün uzatılması için uygulanan teknikler insanların sindirim sisteminde çeşitli sorunlara sebep olabilir.

Hayvansal ürünler hangi şartlarda zarar verir.

Genetiği ile oynanmış hayvanlar ve onlardan elde edilen ürünler insan sağlığı için zararlıdır, diyebiliriz. Bunun en önemli nedenlerinden birisi büyüme hızıyla oynanması ile ortaya hormonal dengesizliklerin bu ürünleri kullanan kişilere geçebilmesidir. Bir diğer etken ise bu hayvanlara verilen yemlerin içerikleriyle, hayvanın doğal beslenme şartlarının tam olarak uyuşmamasıdır. Örneğin; ot ile beslenen bir hayvana kemik tozundan üretilmiş yem verilmesidir. Dar alanlarda çok sayıda hayvanın bulunmasının yarattığı salgın hastalık riskinin azaltılması için kullanılan antibiyotikler doğal olarak, bu hayvanın ürünlerini kullananlara da geçer. Örneğin; denizde ve derelerde oluşturulan balık çiftliklerinde yetiştirilen balıklara dahi bu ilaçlar verilmek zorundadır. Bu balıkları denizde yetiştiği için rahatlıkla yiyen bir kişi farkında olmadan vücuduna antibiyotik alır. Tahmin edeceğiniz üzere inek ve tavuk sanayi için ürün veren hayvan çiftliklerinde de durum aynıdır.

Hayvansal ürünler hangi şartlarda fayda sağlar.

Kendi doğal çevresinde ve besin zincirinden beslenen hayvanların ürünleri insan sağlığı için faydalıdır. Bu ürünlerin doğallığı kadar taze olarak tüketilmesi önemlidir. Hayvansal ürünlerde soğuk zincirin korunması oldukça önemlidir. Veteriner kontrollerinin zamanında yapılması, verilen yemlerin atık yemek ve ekmek gibi besinlerden çok saman ve doğal yeşilliklerden oluşması oldukça önemlidir. Bizler hayvanı değil, hayvanın yediğini yer onun içinde bulunduğu ruh halinden etkileniriz.

Hayvandan insana geçen parazit ve bakterilerden korunabilmek için hayvan yetiştiriciliği ve doğru yerden temin etmek oldukça önemlidir.

Öneriler;

Şu ana kadar bitkisel ve hayvansal ürünlerle ilgili günümüz şartlarındaki yetiştiriciliğin artı ve eksilerini özetledim. Bu şartlar içinde doğruyu seçecek olan bizleriz, bu noktada sizlerle tavsiyelerimi paylaşacağım.

 Uzak Durulmasında Fayda olanlar

  • Sanayi yerleri, otoyollar ve kanalizasyona yakın noktalarda yetiştirilen gıdalardan,
  • Denetimsiz ilaçlama ve üretim yapılan herhangi bir satış noktasından
  • GDO lu ürünlerden,
  • Kusursuz şekillerle birbirine benzeyen tarım ürünlerinden,
  • Deniz veya derelerde yetiştirilmiş çiftlik balıklarından,
  • Çiftliklerde yetiştirilen tavuklardan,
  • İşlenmiş ve yoğun olarak nişasta içeren et ürünlerinden,

   Ne Yiyelim, Nelere dikkat edelim?

  • Organik ya da ekolojik ürünleri tercih edelim
  • Bunlara ulaşamıyorsak iyi tarım ürünlerini alalım
  • Besinlerimizin üretim hikayelerini ve yetiştirildiği coğrafyayı takip edelim.
  • Et ürünlerinde keçi, koyun, serbest gezen büyük baş hayvanları ve kümes hayvanlarını tercih edelim.
  • Süt ürünlerin önceliği keçi, manda, koyun gibi genetiği ile oynanmamış hayvanların ürünlerini tercih edelim.
  • Kullanacağımız süt ürünlerinin işleme tekniğinin doğal ve raf ömrünün az olmasına özen gösterelim.
  • Ülkemizde bolca bulunan hamsi, istavrit, sardalye gibi küçük balıklar başta olmak üzere avcılık ile yakalanan deniz balıklarını tercih edelim.
  • Protein kaynağı olarak sindirimi daha kolay olan baklagillere beslenmemizde daha fazla yer verelim.
Sosyal Medyada Bu Yazıyı Paylaşabilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Alışveriş Sepeti (0)

Sepet