Uslu Ol Cici Kız

Blog Yazısı Uslu Ol Cici Kız

Uslu ol(ma) cici kız!

Sıcak bir yaz günüydü ve sanırım on sekiz yıl kadar önceydi. Sırtımda bir bölge kaşınıp duruyordu. Kabarık beyaz bir bölge oluşmuştu. Giyindim, evden çıktım. O zamanlar çok uluslu bir şirkette satış ekibinde çalışıyordum. Neredeyse tüm gün araba kullanmak zorundaydım. Öğle saatlerinde sıcak artınca, cildimdeki rahatsızlık da artmıştı.

Daha fazla dayanamadım ve en yakın özel hastaneden içeriye daldım. Cilt hastalıkları bölümünde muayene olmak üzere randevu istedim.

Özel sağlık sigortam vardı. Elbette hemen bir profesör randevusu ayarlandı.

Odadan içeriye girdim, 50’li yaşlarında bir doktor bana şikayetlerimi sordu. Anlattıklarımı dinlerken ben de hemen omzumun arkasındaki lekeyi gösterdim. Bana muayene yatağına oturmamı ve soyunmamı söyledi. Şaşırmıştım. Başka bir yerimde bir rahatsızlığımın olmadığını ifade ettim. Üzerimde omuzları açıkta bırakan bir bluz vardı.

Bana sert bir dille işime burnunu sokmamamı söyledi. Elim ayağıma dolaşmıştı. Tedirginlikle yatağın üzerine oturdum ve bluzumu çıkarttım. Sesi yeniden sert ama bu sefer biraz da alaycı bir şekilde şöyle dedi: “Neden soyunmaktan bu derece tedirginsiniz küçük hanım? Karşınızda bir doktor var. Size soyunun diyorsam bir nedeni var.  Cahilliği bırakın lütfen, üzerinizdekileri çıkartın.’’

Boğazım kurumuştu. İçimden bunu yapmak gelmiyordu. Lakin itiraz etsem azar işitiyordum. Koskoca profesör diyorsa yapmalıydım da…

Pantolonu da mı, diye soracak olduğumda artık dili alaycı bir hale gelmişti.

Ben üzerimde sadece külotumla muayene masasında otururken bu önemli bilim insanı bedenimde dokunmadık yer bırakmadı. Muayene etti ama her dokunuşu sinirlerimi geriyordu. Sonunda yaptığı teşhis beni yerle yeksan etmişti.

“Giyinebilirsiniz. Sırtınızda çok ciddi bir şey yok, mantar olmuş. Asıl sorun cilt kanseri riski taşıyor olmanız. Altı ayda bir kontrole gelmeniz gerekiyor. Reçetenize altı kutu … ilacı yazdım. Bunları kullanın ve güneşten korunun.’’

Dilim tutulmuş, boğazım düğümlenmişti. Birkaç bir şey soracak olsam da oralı olmadı. Kısaca altı ayda bir geleceksin yoksa kansersin, demeye getirdi.

Oradan kendimi nasıl dışarıya attığımı hatırlamıyorum. Birkaç saat arabayı bir yere çekip hüngür hüngür ağladıktan sonra bir ilaç firmasında çalışan arkadaşımı aradım. Başıma gelenleri anlattım. O da bana acele etmememi telkin etti. Önümüzdeki günlerde yeni bir doktor randevusu ayarlayabileceğini söyledi. Benimse bekleyecek hiç halim yoktu. Hemen o akşama Kadıköy Bahariye’de yine cilt hastalıkları konusunda profesör olmuş bir doktordan randevu alındı. Teşhisi koyan profesör olduğundan aynı seviyede bir uzmanlık istiyordum.

Muayenehaneden içeriye girdiğimde dokunsalar ağlayacak haldeydim. Doktor bey bana rahatsızlığımı sordu, anlattım. Bir bakayım diyerek omzumu bir büyüteç yardımıyla inceledi. Ona başka bir doktorun kanser olmak üzere olduğumu söylediğinden bahsettim. Oldukça şaşırdı.  Bir önceki doktor sol kolumda beyaz lekeleri kanıt olarak sunmuştu. Hoca güldü ve “Muhtemelen araç kullanıyorsunuz ve güneş koruyucu kullanmıyorsunuz. Bölgesel pigment ölümünü daha ileri yaşlarda görürüz. Siz gençsiniz ama beyaz tenlisiniz ve camdan yansıyan güneş ışığı daha fazla zarar verir. Sırtınızdaki de bir çeşit mantar. Bu solüsyonu kullanınca birkaç güne rahatlarsınız’’ dedi.

Çantamdaki reçeteyi çıkardım ve ona uzattım. Altı adet losyon, şampuan ve birkaç ürünün daha ismi yazıyordu. Muayene edilme biçimimden bahsedemedim. Netice de o da bir doktordu, yine azar işitebilirdim.

Elindeki kâğıdı okurken gülümsedi ‘’İnsan elli yaşından sonra otuz yaşında eş alır, yeni villasının taksitini düşünerek muayene ederse öyle olur’’ diye fısıldadı.

Ofisinden çıkarken teşekkür ettim. Arkadaşımı aradım, ona da teşekkür ettim. Sonra en yakın kız arkadaşımı aradım ve ona ihtiyacım olduğunu söyleyip bana gelmesini istedim.

Ben o gün aynı kişiden iki farklı tacize maruz kalmıştım. Dur diyememiştim, susmak zorunda kalmıştım. “Soyunmak istemiyorum, muayene olmayacağım, bana bu şekilde davranamazsınız’’ diyememiştim. Karşımdaki kişi doktordu, konusunda otoriteydi ve ben çaresizdim.

Birkaç gün önce bunları düşünürken yine bir doktorun yatağında yatıyorum. Nöralterapi uzmanı doktorumdan tiroid ameliyatı sonrasında oluşan travmalar için terapi alıyorum. O gün tüm boğaz bölgeme ve bademciklerime uygulama yapıyor.

Ağzımı açıp ‘’Aaaa’’ dememi istediğinde bütün bedenim geriliyor. Hemen akabinde çeneme öğürmemem için bir akupunktur iğnesi yerleştiriyor. Gerilmemin sebebi ise bambaşka…. Onun ağzıma giren eli beni yedi yaşımda geçirdiğim operasyon anına götürüyor. Sanki yeniden ameliyat oluyorum.

Operasyon odasında muayene koltuğunun üzerinde, ızbandut gibi bir doktorun kucağında oturuyordum. Bana ne yapacaklarında dair zerre kadar fikrim yoktu ve çok tedirgindim.  Boğazımdaki et alınacaktı, tek bildiğim buydu. Meraklı bir çocuktum. Bana neler olduğunu söylemeleri için bir sürü soru sorsam da sadece komut alıyordum.

‘’ Otur, birazdan bitecek, uslu ol, sessiz ol, doktor abilerinin dediklerini yap.’’

Kucağında oturduğum doktor abi, elinde bir spreyle gelen doktoru görünce bedenimi adeta bir pranga gibi sıktı. Ağzımı açmamı söylediler ve ben de denileni yaptım. O andan itibaren uzun bir süre ağzımı kapatamadım. Bir dakika kadar sonra elinde makas benzeri bir şeyle üzerime gelen doktor “Uslu ol cici kız, hemen bitecek’’ diyerek o koca makası ağzımın içine soktu. Canım yanmıştı. Bağırmaya, kımıldamaya çalışıyordum ama nafile bir çabaydı. Derken burnumdan olukla sümük boşalmaya başladı. Korkudan öleceğimi zannediyordum. Başıma bir şeyler geliyordu ve bir köşeye sıkışmış hissediyordum. Herkes sessiz olmamı, geçeceğini söyleyip duruyordu.

Sonraki sahnede evdeydim. Sıcacık soba ve karşımda anneannem ve annem oturuyordu. Önümde ılık çay ve un kurabiyesi tabağı vardı. İstediğim kadar yiyebileceğim söylenmişti. Çok mutluydum. Yeni pijamalarım, sıcak bir oda, karşımda benimle ilgilenen iki sevdiğim kadın. Ve benden sadece “konuşmamam” isteniyordu. Konuşmazsam iyileşecektim.

Susmak hiç bu kadar kârlı ve keyifli olmamıştı.

İşte birkaç gün önce doktorum Ayşe elini ağzımdan çektiğinde gözlerim dolmuştu. Ben susmaya o zaman karar vermiş olmalıydım.

Susup uslu olursam takdir edilecek, üstelik bir de ödüllendirilecektim.

O bahsettiğim operasyondan bir iki yıl sonra bu sefer de başımdan ameliyat olmuştum. Yara izinin kapanması için geçirdiğim operasyon sonrası dikişlerden birisi patlamış ve iltihaplanmıştı. Tedavisi çok acı verici ve uzun süreli olmuştu. Pansuman odasındaki doktorlar defalarca ‘’Korkma kızım, canın acırsa bağır, ağla biz sana kızmayız. Canın acıyacak korkma olur mu?‘’ diye telkin verseler de gıkım çıkmazdı.

“Nasıl bir çocuksun sen? Hiç mi ağlamazsın?’’ dedi bir gün hemşire, sadece yüzüne baktım ve yine sustum.

Ben uzun yıllar hep sustum…

Şimdi vücudun duygu deposu ve benim taktığım ismiyle “kara kutusu” tiroidim alındığından bu yana katman katman açılıyor ses tellerim.

Suskunluğuyla konuşan kadın değişiyor, dönüşüyor…

Susmak kabul etmek anlamına da geliyor.

Suskun kalmak…

Bazen sana yapılana, bazen de başkasına yapılana…

Ne zaman dur diyeceğimi öğrenememişim ben çocukluğum boyunca, hatta belki hayatımın büyük kısmında da diyebilirim…

Bu son ameliyat sonrası ayılırken ilk sözlerim acıyor oldu. ‘’Acıyor, canım çok acıyor…’’ Neredeyse elli iki yaşımdayım ve bu kelimeyi ilk defa doğru kullandım. Oysa ‘’Acımadı’’ olmuştu alıştığım ifade uzun yıllar boyunca.

İnsanın sadece bedeni acımaz ki, bazen kalbi bazen ruhu acır ve susar.

İşte bu nedenle taviz tacize kapı açar.

Dur demeyi öğrenmeliyiz ve acıyor, acıdı demeyi…

Belki de şifa böyle başlar…

Bu yazı dizisine birkaç yazıyla daha devam edeceğim.

Ana fikrimiz ‘’ TACİZ’’ yan konumuz ‘’TACİZCİ’’ ve ‘’ KORUMA ÇEMBERİ’’ oluşturmayı konuşacağız. Belki buradan bir sosyal sorumluluk projesi doğururuz hep birlikte olduktan sonra tedavi etmek yerine olmasına dur demeyi öğrenebilir, öğretebiliriz. 

Ruhsal, psikolojik, sözlü, fiziksel ve cinsel taciz konularında bir dosyayı açıyorum izninizle.

Konuşamadığımız, içimize attığımız bu konular bir yerden fışkırarak çıkıyor karşımıza ve hayat susamayacağımız şekilde servis ediyor farkındaysanız. Çünkü çok uzun süredir susuyoruz. Bundan böyle “Dur” demenin , konuşup rahatlamanın ve suçun biz de olmadığının beyan zamanıdır.

Sizden de bu konuda paylaşmak istediklerinizi, bahsetmemi istediklerinizi kendi isminiz, takma isim ya da anonim yazarak yorumlarda paylaşmanızı istiyorum. Birlikte güçlüyüz. Biz kadınlar ayağa kalkıyoruz. Oturmak isteyen kendisi bilir, biz ilerleyeceğiz geleceğimiz, bizden doğan-doğmayan çocuklar ve doğmamış torunlarımız için yeni kodlar gireceğiz yaşamın ortak alanına.

Sevgimle Meltem

Sosyal Medyada Bu Yazıyı Paylaşabilirsiniz

33 Replies to “Uslu Ol Cici Kız”

    1. Güzel hocam, ben de sizinkiyle benzer bi doktor deneyimi yaşamıştım. Sırt ağrım için gittiğim doktor , göğsümü tutup bunlar da ağrıyor mu demişti. Hem midem bulanmış , hem de çok korkmuştum. Hemen toparlanıp odadan çıktım. Ancak kimseye söyleyemedim. Söylersem sen ne yaptın da böyle oldu, senden cesaret almıştır sözlerini duyacağıma çok emindim çünkü. Yıllar biz kadınlara hep susmayı öğretiyor sanki…

    2. 15 yaşındaydım 90 lı yıllar belediye otobüsündeyim
      ayakta duruyorum üzerimde ünüformam var uzunkollu beyaz gömlek ve boyu dizaltında olan uzun kareli bir etek adamın biri arkamdan yanaştı ben kaçtım o yine geldi utandım iliklerime kadar utandım sesim çıkmadı bağırmak istedim hatta adamı hırpalamak canını yakmak istedim sustum. İçimden yardım edin diye bağırırken ağzımdan tek kelime çıkmıyordu. Kendimi korumadığım için çok kızdım kendime o gün hissettiklerim ve çaresiz hissetiğim o an içimde derin izler bıraktı kendimi suçlamıştım hep günlerce ağladım. Bir gün okul gezisi vardı ailem bu gezilere katılmama izin vermezdi. Ve ben Şili ikna etmekmek için çok uğraşmıştım.lisedeydik denize gitmiştik çoğu kişinin erkek arkadaşı vardı. Benim yoktu hiç olmamıştı. Yüzmeyi bilmiyordum. Mayomu giymiştim herkes yüzüyordu. Ailem pek denize gitmezdi. Oyüzden bilmiyordum. Yinede denize girdim ama derin değil di.belime kadardı şu. Okuldan bir erkek geldi ve beni tuttuğu gibi denizin derinliklerine doğru sürükledi ne yapacağımı bilmiyorum ona tutunmaya çalışıyordum. Oysa o da bana dokunmaya çalışıyordu. Bende boğuluyordum o anki tek düşüncem hayatta kalmaktı. O bu halimdem zevk alıyor gibiydi suyun altında gülümsemesini gördüm. Gerisini hatırlamıyorum. 40 yaşındayım halende yüzemiyorum. Yüzmeyi öğrenmek için baya uğraştım ama olmadı.

  1. Merhaba….
    Cicikız olma yolunda ben de çok oyalandim .
    İlkbaklima üniversite doktora zamanlarım geldi sizi okurken.
    Doktora trzimin sonlariydi ve bir yayinim eksikti,yan kardeş kursumuzun bir asistanina yonlendirildim.
    O zamanlar bir kaç servis yolculuğundan başka bir arkadaşlığımız olmayan evli nazik bir erkekti.
    Odasında yalnizdik ve yayinimla ilgil danistigim bir anda beni öpmek üzre aniden yaklaştı. Birden başımı ters yöne çevirerek ondan kaçtım.
    Ama artık doktoraya devam etme hevesim kalmamıştı. En sevdiğim kadın hocalarından birine gittim bir iki hafta bekleyip.Ne yapacağımı bilememistim.
    Ve bana söylenen, ” Bir kurul oluşturulacak ve orada tekrar olayı anlatmak istenecek,bunlara hazır mısın?”
    Adamın da belki akademisyenlik hayatı bitebilir…
    Çocuğunun doğmasına iki üç ay kalan bir adamdan bahsediyoruz… Evli olduğu için hiç bir kötülük beklemedigim… Olası bu tür tacizleri kaç öğrenciye daha yaptığını bilmediğim …
    Yıllar sonra bakıyorum prof unvanı ile halen üniversitede.Belli ki diğer tacize uğrayan insanlar da benim gibi korkutulmus olası sonuçlardan.
    Tacizci değil kadın suçlu bulunabilir hele senden mevkice yüksek pozisyondaysa.Erkek olması yeter de bu toplumda…
    Üzülüyor muyum…Evet bana haksızlık ettiklerini en sevdiğim kadın hocamın bile arkamda durmayisi ve beni veya olayı onemsemeyisine halen kırgınım…
    O sorumluluğu alamadığım gözümde bu şikayet etmenin sonuçlarını çok büyüttüğü için ayrıca kendime de kızgınım…
    Başka kadınların da benzer pozisyonda düşmanlarına neden oldum belki,bilemiyorum.
    Çok çok geç yaşlarda suskunluğun ise yaramadigini öğrendim.
    Artık haksızlığa uğrayanlar olursa onlar için de ses yukseltebiliyorum.
    Keşke erkeklerin askerliğe gittiği gibi kadınlarımıza da özgüven ve kendini psikolojik olarak güçlü hissedebilecekleri başka eğitimler olsa ..
    Şifalar …tüm insanlığa…🙏🙏🙏
    Sevgiyle…

  2. Bana kendimi bulduran kadin meltem im. Nasilsin. Yini kayboldugum yerde kendi yaralarndan yola cikarak bizlerede sifa dagitman bu olsa gerek. Bende neden konusamadigimin ifade edemedimgimin sebebini ayni ameliyatta oldugunun farkina okuyunva vardim hepimize sifa olsun izmirden sevgiler.

  3. Farkındalıklar içinde hep içimizdeki sesi duyan ve duyurabilen OLalım. SUs yerine SU gibi sesin aksın, ifade şeklin şifalansın. İçimizdeki baskılanmaya müsade etmiş şekilden ferah, belirgin, bilgin ve berrak şekilde dışa yansıması OLsun. Geçmişte cici kız olmuştum, baskılandırılmıştım, hep susan ve denilenin, isteklerin yapılmasına izin vermiştim. Artık kendimi özgür his ediyorum. Şimdi ve gelecekte sesimi duyurmak ve başkalarına seslerini duyması için varım. Şükürler OLsun

  4. Merhaba Meltem hanım ahh ettim okurken,içim daraldı.Birsürü yaşanmışlıklar var elbet,beni en çok etkileyen düğün resimlerim çekilirken çeken kişi eşimi uzak tutarak bana donunmuştu,şok olmuştum ama belli de edemedim sustum,niye sustum bilmiyorum.Bu tacizi hiç unutmuyor ve aklıma geldikçe neden bağırmadın diyorum.Belli ki adam sürekli bunu yapıyor.Yakınlarımı bile yanıma almadan sadece bizi alarak bunu planlı yapmıştı.Sonradan eşime anlattığımda hiçbir tepki vermedi.Zaten hiç güvenemedim sırtımı yaslayamadım ve çocuğumla birlikte yalnız yaşıyorum şu an.Kendine güvenen ve çocuğuna da bunu öğretmeye çalışan anne…

  5. En basiti: Kız çocukları çok gülmez denildi bize. Dünyanın en güzel şeylerinden birini yaparken durup düşünmeli ve kontrollü olmalıydık. Daha ne olsun ki… 40 yaşından sonra gülerken hiç birşeyi takmadım. Oh iyi yaptım. Ama benimde hala büyüyen troid nodüllerim var. Sağlıklı günler dilerim hepimize. Kocaman sevgiler, bol kahkahalı gülüşlerimiz olsun.

  6. Tsk ederim, tüm yazilariniz icin,anlıyorum ki biz normal misiz, etraf hasta, icimizdekileri açıklıyorsunuz 🙏💐🙋‍♀️

  7. 👏👏👏👏👏
    Açık yürekliliğiniz, cesaretiniz ve bilgece tutumunuz biz kadınlara güzel bir örnek.
    Kadınların çıkması gereken bir cendere ve farkında bile değiliz belki.
    Taviz ve arkasından taciz. Ne kadar doğru bir tespit .
    Sevgiler saygılar ve selamlar 🖖

  8. Bu hareket ve girişimin çığ gibi büyüyen kadın sosyal sorumluluğuna dönüşmesini gönülden diliyorum. Çocukken tacize uğramış biri olarak yara alan ve bilmediğimiz niceleri, toplumun iyileştirilmesi gereken ciddi bir hastalığı olduğunu düşünüyorum bu konunun. Bu konuları yapanlar değil konuşan ve ifşa edenler ayıplanıyor yadırganıyor ve susturuluyordu. Küçükken yapılan aile içi tacizi haykırarak ifşa etnem bir intihara sebebiyet verdi. suçluluk duygusu eklenmişti. Yani ifşa etmekten önce korunma ve savunmayı bilmek öncelik ve ifşa nın olası sonuçları da gözönünde bulundurarak hareket devam etmeli. Düşünün her ifşa olan birey intihar etse toplumun çoğu yok olur.

  9. Vay canına bu yazinizla ilk kez belimdeki saçlarımın 3 numaraya vurulduğu zaman hiç sesini cikarmadan orda oturan 8 yaşındaki kızı hatırladım. Sonrasında da başka dokunan bir ele dur diyememiş yine susup oturmuş kiz çocuğuna götürdünüz beni… demek ki bu kadar kendime uzaklasmistim, kapatıp dondurmustum içimdekileri… teşekkür ederim

  10. Çocuktum, 8 yaşlarımda idim. Annemle birlikte çok sevdiğim annemin bir arkadaşına gidecektik. Otobüse bindik. Erkek kardeşim bebekti, kız kardeşim ise 6 yaşında idi. Otobüste anneme biri yer verdi,Annem oturdu kucağında erkek kardeşim. Ben Ve kız Kardeşim küçüktük, kolumuz tutacağa yetişmiyordu, annemin elini tutuyorduk otobüste düşmemek icin. Annemin yanında oturan yaşlı adam biraz yana çekilerek kız kardeşimin araya sikisabilecebini söylei koltukta, ve kızkardeşim oraya oturdu. Beni ise kucağına alabileceğini söyledi ve öyle yaptı. Annem çok temiz niyetli bir insandı, hiç aklına kötü birsey gelmezdi. Bu yaşlı amca önce elbisemin üzerinden cinsel bölgeme dokundu, sonra göğsüme dokunup, külagima “daha çıkmamışlar” dedi. O an rahatsız oldum, fakat adam kardeşime yer vermiş, beni de kucağına almış, otobüste sallanıp düşmemem icin,, bize yardımcı olmaya çelişmiş diye düşündüm. Annem bana hep “hayatta biri size bir kötülük, ya da ters birsey yaparsa dişe, önce ben ona ne yaptım, benim hatam nerde” diye düşünün derdi, beni öyle büyütmüştü. Tabi otobüste ben “benim hatam ne, ben nankörlük mü ediyorum, bak adam Bize yardım etti” diye düşünürken varacağımız yere geldik ve hiçbir tepki göstermediğim gibi “inmeden önce öp bakayım dedeni” diyen adamı bir de öpmek zorunda hissettim kendimi. Otobüsten inince anneme kafam karışık bir şekilde olanları anlattım, annem çok üzülmüştü fakat ben susmuş, olanı biteni izlemiştim o gün otobüste. Hayatta ise hep “ben kötülük yapan olmayayım, iğneyi de çuvaldızı da kemdime batırayım, bu bana bunu yapıyorsa bir içime bakayım ben ona ne yaptım acaba, ne gibi travması var da bana, bunu yapıyor” diye eski eşimle 7 yıl sırf beni tehdit ediyor diye boşanmayın evli kaldığımda da, beni dolandıran birinn sırf kalbi kırılmasın diye sustuğumda da, en yakın sandigim kız arkadaşımın evlenmeyi düşündüğüm sevgilimle kendisi icin ayarlamak üzere buluştuğunu ve aramızı bir düzelmeyecek şekilde bozduğunu da bilip “bunu yapıyorsa kim bilir ne travması var” diyerek sustuğumda da hatta (dostluğumu!)?devam ettirdiğimde de iyi bir şey yaptığımı sanıyordum. Annemin vasiyet ettiği üzere, kimseyi kirmadan sadece kendi uzerimde çalışarak iyi bir insan olduğumu hatta tasavvuf yolunda da epey ilerlediğimi sanıyordum. Oysa sınırlarımı en çok kendim ihlal etmisim, en çok kendim kendimi susarak, hoş görerek, yok sayarak, içime atarak kendi kendimi hasta etmisim: Ben yurtdışında yaşayan başarılı bir bilim insaniyim, profesörüm. Ömrüm boyunca gece gündüz çeliştim, bilim aski benim icin herseyden daha fazla heyecan verici idi. Ancak hayatta sustuklarım, içime attıklarım, alttan aldıklarım, idare ettiklerim 2 yıl önce mide kanamaları, bazı hastalıklar be ameliyatlar gecirmeme sebep oldu. Ve arkası tükenmişlik sendromu İle geldi. Çok sevdiğimi İşimi bıraktım bu nedenle. Şunu fatkettim herkesin hakkını deli gibi savunan, herkes icin savaşan ben, kendi hakkımı hiçbir platformda savunmamışım, zalimlik edenin travmasını anlamaya çalışırken bana olanlar olmuş. Bugune kadar çalıştığımın yüzde 70’i sustuğum, hoş gördüğüm insanların maddi ve manevi yarattığı zararlara gitmiş… Beden susulan, hazmedilmeden zihinde affettiğimizi sandihgimiz şeyleri de öyle bir hatırlatıyor ki yıllar sonra insana… “unuttuk, acımadı ki, önemli değil” dediğimiz şeyleri beden hatırlatıyor, beden uyarıyor bizi değişmemiz icin, dönüşmemiz icin..: Beden unutmuyor..: Bunlari düşünürken ara ara braz önce anlatmış olduğum otobüsteki taciz sahnesi gelir gözümün önüne. O durumla ilgili de somatik çalışma yapmayı düşünüyorum yakında… 🛑 Dur demeyi öğretmediler bize, sınırlarımızı öğretmediler bize… Çocuklarımıza bunu öğretmeliyiz ama önce kendimiz öğrenmeliyiz… sevgilerimle …(Not: yazıyı hızla telefonumdan yazdım, hiç düşünmeden aktığı gibi yazdım, sonra yollamadan önce okudum ve farkettim ki otobüs sahnesini anlatırken cümlelerim bir çocuğunki gibi kısa ve basit. Sonrasında ise cumle yapısı değişmiş. “Vay be 8 yaşındaki halim yazmış bu kısmı” dedim hayretle… )

  11. Hiç acimucak diye kandırılıp açıldığını söylediğimizde sus bakiyim şimdi biticek yok bişey yok bişey diyenler sonrasında da dalga geçer gibi çok acidimi diye sorarlar sende başını sağlıcak olsan olsun bak dişini sıktın bitti geçti gitti derler,gözyaşlarıyla okudum bir ömrün hikayesi olan yazınızı bize öğretilen sessiz lik andimizi

  12. Merhaba ben ilkokulu bitirdiğimde köyde orta okul yoktu ilçeye yaşlı bir kadının yanına yakın bir akrabamla yerleştirildik. Kadın ikimize bir yatak yaptı ve geceyi bacaklarımı sıkarak tekme atarak kabus gibi geçirdim. Neredeyse 20 yıl bir şey söylemedim kimseye. Belki gece uyanmalarım ve ses tellerindeki nodüller bu yüzden. Kendimi kaç kere sevgiyle kucaklayıp affettim, üzgünüm özürdilerim artık geçti dedim yine de içimde hınç varmış okurken anladım.

  13. Yazıp yazıp sildim ama galiba paylaşmak iyi gelecek yazarken anladım ki anlattığımda yargılanma düşüncesi bile sildirdi yazdıklarımı yine de bi cesaret dümdüz yazmaya karar verdim. 5 6 yaşlarındayım eniştem kucagına alıp oynardı kulağımı falan emerdi ve herkesin içinde oynarken yapardı rahatsız olurdum ama herkes normal karşılayınca sesim çıkmazdı çünkü hayır istemiyorum demek ayıptı sonra yine o yaşlarda babamın amcası yanına oturtur herkesin içinde elini ensemden içine sokar göğsüme kadar hep okşardı ama herkesin içinde olunca rahatsız olsam bile sesim çıkmazdı sonra zaman geçtikçe bu bende sessizlik halini aldı yıllar geçti kendimi korumak için örtündüm, örtülü olursam dokunamazlar gibi geliyordu işe yaradı aslında daha mesafeliydiler ama bu kez sevgililerimle sıkıntı yaşamaya başladım yakınlık hissediyordum ama dur demeyi bilmiyordum çünkü dur desem beni sevmezler sanıyordum tavizler verdim dolayısla tacizlere uğradım ama işin daha kötüsü kendimi durduramıyordum bana ne yaparlarsa susuyordum çünkü susarsam iyi insan iyi kız hatta iyi kul olacagımı sanıyordum tacizler şekil değiştiriyordu kız arkadaşlarımın iftiralarına, erkek arkadaşlarımın garip şakalarına, sevgi dillerine(!) maruz kaldım ama sesim çıkarsa kötü insan olurum sanıyordum sustukça yalnızlaştım kendimi korumak için az ve mesafeli ilişkiler geliştirdim. 30 kusur yaşındayım ve geçen ay ilk defa kendime yapılan haksızlığa sesim çıktı direk gidip söyledim boğazım bi garip oldu vücudumu titreme aldı engel olamıyordum tıkandım sesim bi garip çıktı yeni uyanmış gibi ilk saniyeler pişman oldum keşke sussaydım, sonra devam ettim ettikçe Sesim açıldı açıldıkça konuştum yıllardır yapılan herşeyin hesabını soruyormuş gibi hissettim konuşmam bittiğinde muhatabım çok şaşırdığını benden böyle tepki beklemediğini söyledi ve daha fazla saygı duyduğunu hissettim dahası çok yorgun ve hafiflemiş hissettim sonrasında güçlü ilk defa değişik bi güç hissettim başarmış gibi değil ama Kendimin annesi babası olmus gibi bi güç. Özür dilerim kendimden meğer konuşmadığım kendime zulümmüş… Zor mu zor hala aşağı düşüyormuşum gibi hissediyorum ama kendimce güvenli bölgede kıstırılmış hissetmekten daha iyi. Sevgiler

  14. Korkumdan konuşamıyorum. Bana yapacaklarından değil, bana acı vereceğinden kendine yapacaklarından. Anlatsam roman olur derler ya. Konuşamayınca, çocukluktan bu yana hanımefendi CİCİ uslu kız olunca , dediğiniz gibi aslolanı kuşamıyorken anlatamıyorsunuz. Anlatamadığınızdan da nice roman gibi yazılamadan kalıyor. Yazdıklarınız inanıyorum ki boğazınıza yapılan akupunktur iğnesi gibi bizlerde de neleri başlatacak kimbilir. Sizi şahsen de tanıma fırsatı yakalamış olarak tüm sevgimle

  15. Çok teşekkür ederim Meltem hanım yüreğimi okudunuz yazınızla. Evet susmak çözüm değil ama o kadar uzun süredir susuyorum ki artık hiçbir konuda konuşmak istemiyorum. Sevgiler

    1. Ondokuz yaşındaydım.burslu teknik lise bitirip para jazanmaya başlamistim.ehliyet alıp arabam olması doksanlı yıllar hayalimdi.halamin oğlu araç kullanmayı ogrenmememe yardımcı olacakti izin aldım beni işyerinden aldı Belgrad ormanlarına gittik.abim ya bütün hedefim araç kullanmak ve abim ne olabilir ki,yaşı elli berden baksan direksiyona geçtim kurs hunerlermi sergiliyorum.araci kim kullanıyordu o an hatirlamiyorum .kulajlarimda o iğrenç ses ve biyikmi sakalmiydi boynum ensem saniyeler icerisinde neler oluyordu anlamaya çalışırken birden tepki verdim .salakça bakıyordu.eve gitmek istedim.sukurki sonrası olmadı.anneme ağlayarak anlattım.o kadar kimse duymadı hala araba alamadım.korkuyorum şimdi farkettim tutkum kabusum olmuş.Annem hep memmun etmek zorunda olduğum komutanim oldu.ama yanımda olmadı hep önündeydi yıllarca anlatılmayan gömülen şimdide geçti gitti ser annem ne yaziktirkiii

  16. Canimdan parca gibisiniz Meltem Hanim. Yasadiklariniz ve susturuldugunuz icin cok uzgunum. Umarim tez zamanda iyilesir, nerdeyse 52 yildir soyleyemedikkleriniz sizi onararak arya gibi dokulur sesinizden, yureginizden . Maalesef benimde ve neredeyse tanidigim her kadinin da cok benzer hikayelerimiz var. Bendeki etkisi huysuzluk, yatismayan huzursuzluk olarak cikti. Sizin ve sizin gibi guzel insanlarin yardimlariyla iyilesmeye calisiyorum 50. yasimda. Iyilesme yolunuza, sadece kendinize degil bizlere de yardimci olma cabaniza sukurler olsun. Sizi cok seviyorum.

  17. Harikasınız Meltem hanım o kadar yakınki anlattıklarınız banada.Aynı neslin çocukları ve yetiştirme şekli.Dolayısıyla aynı durum ve sonuçları paylaşıyorum sizinle.Arkadaşım can dostum Arzu biraz önce bana yazınızı gönderdi ve oku cici kızlarız biz dedi.Heyecanla devamını bekleyeceğim yazınızın.Sevgilerimle Pelin

  18. İlkokul dönemimde(1986-88) çok ateşlenmiştim beni emel c. (Adını ve soyadını çok iyi hatırlıyorum)bir doktora götirdüler.Anne ve babamın önünde beni çırılçıplak soyup önce elimin üzerinden bir iğne yaptı sonra biraz rahatla diyip yüzüstü yatırdı.Amacı kalçamdanda başka bir iğne yapmakmış meğer.Ben ağlıyorum annem ayrı ağlıyordu karşımda.Bu bir travma,utanç,kandırılma ve tacizdi….

  19. Okudum ve fark ettim ki, konuşmak istiyorum ama cesaretim yok muş, okudum ve boğazım düğümleniyor canım yanıyor, ifade edemiyorum bu acıyı, yüzleşme hissi korkutuyor acıyı hissetmek ise delirtiyor… Yine yutkunuyorum ama zamanı geldi şifanın çözülmenin fark ediyorum, peşi bırakmıyor, önüme tepsi üstünde sunuluyor, ben kafa mı çevir dikce karşılaşıyorum… Ama korkuyorum işte o acıları hissetmek den yine ölmek den… Şu an farkına vardım ben ruhumu o acıyla bırakmışım ve bir daha ruhumu bedenime sokmamısım… Çünkü o acıya dayanamadım ve sokrasam devam eder diye ölümü seçmişim…

  20. 10-11 yaşlarındaydım.Teyzemlerin evinde arkadaki oturma odasında birşeylerle uğraşıyordum.Teyzemin kocası geldi.Beni koltukta kucağına oturttu ve arkadan göğüslerimi avuçlamaya başladı.’bunlar büyümeye mi başlamış derken hem avuçluyor hemde pis pis sırıtıyordu.Ne olduğunu anlamıyordum ama çok rahatsız olmuştum.Kucağından kalkıp odadan çıktım.Bir başka zaman gene aynı odada masada ders çalışırken arkamdan geldi ve göğüslerimi avuçlamaya başladı.Sonrası oldumu hatırlamıyorum.Anneme anlattım.Bir süre annemi kendi kendine söylenirken gördüm.Bir zaman teyzemlerle görüşülmedi.Sonra görüşmeler kaldığı yerden devam etti.Hiçbir şey olmamış gibi.Bana hiçbir şey söylenmedi.Ne iyi ne kötü hiçbir açıklama yapılmadı.Sanki böyle bir olay yaşanmamış gibi.Bu adamla tatillere gidildi.Beni bu adamla aynı sofraya oturttular.Ben büyüdüm,evlendim,çocuklarım oldu,çocuklarımın özel günleri oldu.Bu adam her özel günümüzde bizimleydi.Bu olay o kadar yok sayılmıştıki ben yıllarca taki terapiye gidene kadar böyle birşey olmadığını,benim böyle birşeyi hayal ettiğimi çünkü gerçekte böyle birşey olsaydı annemlerin görüşmeye devam etmeyeceğini düşündüm.Ben yıllarca duygularımı hissedemedim.Sanki Boğazımda beton bir duvar vardı ve konuşmak istediğimde sözcükler ve sesim bu duvarı aşamıyorlardı.Terapistim seanslarda ne hissediyorsun diye sorduğunda cevap veremiyordum çünkü hislerimi,duygularımı tanımlayamıyordum.O kadar deine gömmüşüm kendimi ve duygularımı.Ailem beni ve bu olayı yok saymış bende kendimi yok saymayı öğrenmişim.Terapide ne kadar çalışırsak çalışalım yinede biryerlerde içimden bu gerçek değildir diye düşünüyordum taki abimle bu konuyu konuşana kadar.Abim bu tacizleri görmüş.Bunu duyduğumda içimden söylediğim ilk şey ‘doğruymuş.Ben uydurmamışım’ oldu.
    Ve şimdi hayatımda ilk kez terapi dışında bu olayı bukadar açıkça anlatıyorum.Kalbim çarpıyor ellerim titriyor yazarken.Ama artık bu olayın kırıntısını bile düşünmek istemiyorum.Ben suçlu değilim biz suçlu değiliz.Bunu yapanlar ve çocuklarına sahip çıkmayan aileler suçlu.

  21. Kalbim titreyerek okudum yazınızı. Okurken kendimle ilgili anılarım geldi zihin ekranıma. İlk olarak kaç yaşında olduğumı hatırlamadığım bür kare iliklerime kadar titretti, çok küçüğüm amcamın kucağındayım, amcamın eli cinsel organımı okşuyor. Sonra başka bir anı; 14 yaşındayım, gece cinsel bölgemde bir dokunma hissiyle uyanıyorum, yine aynı sahne, fakat çok korkuyorum uyandığımı belli etmiyor kımıldıyor yavaş yavaş uyanmış gibi yapıyorum ki farkettiğimi fark etmesin ve sonra sabaha kadar öylece oturuyor bunu anlamlandırmaya çalışıyorum. 50 yaşındayım, ilk kez benden başka birilerine açıklıyorum bu olayı. Yazınız cesaretlendirdi beni, oysaki 50 yıl hatırlamamak için direnmiştim. Bunu yazmama aracı oldunuz, teşekkür ederim…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Alışveriş Sepeti (0)

Sepet