Antik Mısır

antik-misir

Antik Mısır Uygarlığı tarih sevenlerin her zaman ilgi odağında olmuştur.  Kültürlerin beşiği olan Afrika ve Mezopotamya coğrafyasını anlamamız, bir uygarlığı ortaya çıkaran ve kaldıran unsurları tespit edebilmemiz, bugünümüze ve geleceğimize ışık tutar. Bugün elimizde kalan verileri güncel bilgilerle yorumluyoruz. Tarihten birisi gelip bize sözel aktarım yapamıyor. Hoş yapsa da firavunun anlatacağı ile tarlada çalışan bir işçinin anlatacağı bir olmayacaktır. Biz o zamanlardan günümüze neler sirayet etmiş ve yeni çağ anlatılarına katılmış bu konuya odaklanalım.

‘’Mısır kelimesi etimolojik olarak, Arapça- mişr kökünden gelir. Büyük şehir, metropol, başkent anlamına gelir.

Antik Mısır ortaya çıkmadan çok daha eski dönemlerde de Nil’in verimli suları insanların onun çevresinde yaşam kurmalarına olanak sağlamıştı.

Paleolitik dönemde başlayan yerleşimler kültürlerin ortaya çıkmasında etkili oldular.

 M.Ö 5500 yılları civarında birçok topluluk tarım, çömlek imalatı, takı yapımı, hayvancılık gibi bir faaliyetlerde bulunuyorlardı. Bunlardan bir tanesi M.Ö 4000 yılları civarında Yukarı Mısır’da ortaya çıkan Badari ve onu izleyen Armatyan, Gerzyan kültürleridir. Tarımda, taş oymacılığında, bakır işlemeciliğinde ve daha birçok konuda oldukça ileri gitmişlerdir.

Aynı dönemlerde Güney Mısır’da Naqada kültürü gelişmeye başlar. Naqada kültüründe; Etiyopya’dan  getirdikleri obsidyen taşının işlemeciliği, çevre kültürlerle ticaret, tarımda ilerleme,  seramikte gelişmeler, lapis lazuri taşı ve fildişinin işlenmesi, seramik sırrı olarak bilinen fayansın geliştirilmesinde, ileride hiyeroglif olarak kullanılacak yazının ortaya çıkışında ve daha birçok konuda adeta Antik Mısır Uygarlığının prototipi bu kültürde mayalanır.

Yukarı Mısır olarak adlandırılan bölgede yaşayanlar, ticaret yapabilmeleri, verimli topraklardan elde ettikleri ürünleri saklama ve işleme yöntemleri geliştirmiş olmaları ve coğrafi koşulların daha elverişli olması nedeniyle, diğer topluluklara göre kültürleri daha hızlı gelişti.

Ta ki M.Ö 3500 yıllarında Nil nehrinin taşkınları tarım arazilerine neden olana kadar bu durum böyle devam etti. Yukarı Mısır halkının büyüklüğü

 Ancak MÖ 3500 yıllarında meydana gelen iklim değişikliği nedeniyle Hierakonpolisliler Nil Nehri’nin taşkınlarına maruz kalan bölgelere inmek zorunda kaldılar.

Hierakonpolis’i terk etmeyenler ise belli bir zenginliğe sahip olan elit sınıfıydı. Bu elit sınıfı göç eden toplulukları örgütlediler. Böylece sel sularını kontrol altında tutacak sulama projeleri gelişmeye başladı. Yani, sulu tarım ekonomisi keşfedilmiş oldu. Bu keşfi kentlerin kurulması izledi. Bu süreç, MÖ 3.000’li yılların sonunda Aşağı ve Yukarı Mısır’ın birleşmesiyle sonuçlandı.

Mısır, coğrafi konumu nedeniyle oldukça korunaklı yapıya sahipti. Bu nedenle de varlığını neredeyse 3000 yıl sürdürebilmiştir. Onu besleyen ve zenginleştiren -Nil Nehri- dünyanın en büyük nehri konumundadır. Nil nehri iki yönde akar. Bir tanesine -Mavi Nil- denilir, diğer adı ‘’ Abbay’’ dır. Sudan’da doğar ve Etiyopya’da Tana gölüne akar. Nil’in diğer koluna -Beyaz Nil- adı verilir ve yine Sudan’dan doğar ama bu sefer yukarıya doğru yol alır ve denize ulaşır.

  • Mavi Nil – Kuzey yönüne akar
  • Beyaz Nil – Güney yönüne akar

Antik Mısır’da Nil’in bu akışına göre ülke ikiye ayrılırdı.

  • Güney Mısır – Yukarı Mısır / Beyaz ile temsil edilirdi. Krallar başlıklarını buna göre seçerdi.
  • Kuzey Mısır Aşağı Mısır / Kırmızı ile temsil edilirdi.

M.Ö 3100 civarında Kral Narmer ( Akrep Kral) , iki Mısır’ı birleştirir ve bu birlik yaklaşık 3000 yıl devam eder, M.Ö 31 yılında Roma İmparatorluğunun istilasıyla son bulur.

Sosyal Medyada Bu Yazıyı Paylaşabilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Alışveriş Sepeti (0)

Sepet