Gücün Güçsüzlüğünde Saklı

gucun-gucsuzlugunde-sakli

Bu bölümde farkındalığımızı her iki prensibin, yani gücün ve güçsüzlüğün, birbirini var ettiği üzerine kurmalıyız. 

Birisi varsa diğeri de vardır. 

Bununla birlikte gücü kimin elinde tuttuğunu da anlamalıyız. Güç edinme konusunda aşırıya gitmiş olanın gücünü yitirmek üzere olduğunu anlamamız, olaylara ve kendimize dair okuma yapmamızı kolaylaştırır. 

Sembol okuyucu olmanın temelinde odaklanılacak konunun baştan belirli olması yatar. Okumayı yapmadan önce konuyu basite indirgemek ve unsurlarını tespit etmek önemlidir. Nereye gideceğini bilmeyen yola çıkamaz.

Eril ve dişil prensiplerin zıtlıkların tamamlayıcısı olduğu yasanın bilinciyle, bunlardan hangisinde sorun oluştuğunu tespit etmek önemlidir.

Eril prensip; aydınlık biçimde görünen, eyleme geçiren, eylemin yöneticisi olarak görev gören, parlak olan, karar veren, başlatan, etken, sıcak, aydınlık, dolu olan ve doldurandır. Güneş, eril prensibin en belirleyici sembolüdür.

Dişil prensip ise; karanlık olan, belirsiz, bilinmez ve hareketsiz olan, eyleme uyum gösteren, edilgen, donuk, kararları uygulayan, boş olan ve boşalandır. Ay, dişil prensibin işleyişini anlamamızı kolaylaştıran bir semboldür.

Bu sembolik okumalar sırasında bir prensibin diğeriyle tamamlandığını ve bir taraf aşırıya gittiğinde gücünü diğer tarafa aktarmaya başladığını hatırlamalıyız.

21 Haziran ışığın doruğa ulaştığı ve sonrasında karanlığın gücü ele geçirdiği zamandır. Oysa aynı zamanda bu tarih en uzun gecenin yaşandığı tarihtir. Bunun tam tersi olarak, 21 Aralık’ta karanlık gücünü kaybetmeye başlar; ancak görünürde en uzun gece yaşanır.

Bu prensip ve güç dengesi tai-chi içinde çok net görülür. Her siyahın içinde bir miktar beyaz ve her beyazın içinde de bir miktar siyah bulunur.

Aşırıya gitmiş bir prensibin zıddına çağrı yaptığını ve zamanla gücünü ona devrettiğini bir örnek yardımıyla netleştirelim.

Aşırıya gitmiş prensiplerle ilgili örnekler verelim. 

YANG PRENSİBİNDE OLUŞAN AŞIRILIĞIN YARATACAĞI MUHTEMEL SONUÇLAR

Bunu evde bir uygulama olarak yapmanız konuyu anlamanızı kolaylaştıracaktır.

Uygulama için, bel bölgenize rahat biçimde bağlayacağınız bir ip veya kumaş yardımı ile iki kişinin sizi arkanızdan çekmesini isteyin.

Direnç gösterdiğiniz alan sebebiyle, sizi geriye çeken güçten kurtulmak için öne doğru hareket etmeniz, öne gitme hareketinin tam da kendisini zorlaştırır. Böylece, iki kişiye karşı durmanız zorlaşır ve geriye doğru çekilirsiniz. Sonuçta ya arkaya doğru düşersiniz ya da sabit kalırsınız. Çaba harcasanız da ilerleyemezsiniz. Bütün dikkatiniz ilerlemek üzerine olduğu için, odaklandığınız konu ileri gitme eyleminiz olur. Oysa sizi geriye çeken arkanızdaki unsurlarla olan ilişkiniz değişmediği sürece bu çabanız nafiledir.

Bu noktada kendinizi serbest bırakmanız, sakinleşmeniz, hatta direnmek yerine arkadan sizi çeken güçle mücadele etmeyi bırakmanız rahatlamanıza yardım eder.

Yaşam içinde de dışa dönük, sadece gelecek odaklı, istediğinin yapılmasına alışmış kişilerin dışarıdaki şartlara aldırmadan hayatın otoritesi olmaya çalışma hali; hareketsizliğe neden olan unsurları kendine çeker.

Hastalıklar, kazalar ve maddi konularla ilgili yaşanan hareketsizlikle veya sorunlarla ilgilenmek yüzünden istediklerini yapamamak, yang prensibinde bir bozulma olduğuna işarettir.

YİN PRENSİBİNDE OLUŞAN AŞIRILIĞIN YARATACAĞI MUHTEMEL SONUÇLAR

Bu konuda bir uygulama yapmak için, sizi kendilerine doğru çeken iki kişiye ihtiyacınız olacaktır.  Siz, belinize bir kumaş bağladıktan sonra olduğunuz yerde sabit dururken, bu kişiler kumaşla birlikte bedeninizi öne doğru çekmeli ve siz de bu kişilere bir direnç uygulamalısınız. Burada da, her ne kadar sabit durmaya çalışsanız da, ileri doğru çekim gücü sizi düzeninizden çıkartır ve sabit durmanız mümkün olmaz

Bu imkânsızlık, sizin gücünüzü odaklamanıza yardımcı olur. Bu noktada eğer gücünüzü toplayarak ileriye doğru hareket ederseniz, direnç sona erer.

Eğer sizi çeken bu kişilere/kuvvete direnç gösterirseniz, en sonunda sizi istedikleri hızla yere doğru çekerler.

Bu alıştırma; yin (dişil) prensibinde aşırıya gitmenin sizi hareket etmeye zorlayacağını ve odağınızı sadece o anda size baskı uygulayan şeye vermek zorunda kalacağınızı anlatır.

Geçmişe takılı kalmış olmak, sadece zihinsel faaliyette bulunmak, hareketsizlik, odaklanamamak ve hedefsiz olmak; karşı prensipte size ters yönden baskı uygulayacak bir unsurla buluşmanıza neden olabilir. Böylece belirli bir durum karşısında harekete geçmek zorunda kalmış olursunuz.

Özetleyecek olursak; aşırılıkları fark ederek karşıt prensibe doğru iyileştirme yapmak; yumuşaklıkla bir denge yaratmamıza yardımcı olur.

Sosyal Medyada Bu Yazıyı Paylaşabilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Alışveriş Sepeti (0)

Sepet