Benden Bize Giderken

benden-bize-giderken

Değişim Rüzgarları

Yıllardır ağzımızda zikre dönüşen değişim ve dönüşümün etkisini bir fırtınada mahsur kalmış serçe misali yaşıyoruz.

Dışarıda olan biten karşısında varlığımızı koruma gayretimizle, bilinmezin içinde yaşadıklarımızı anlamaya çalışıyoruz.

Değişen dünya düzeni ve biz bu değişimin neresindeyiz?

Robotlar, Mars’ta yaşam, kripto paralar, arttırılmış gerçeklik, sanal alem ve daha nicesi bilinçaltımıza işlendi. Henüz ne yaşayacağımızı bilemiyoruz. Bir filmi seyredercesine uzakta olduğunu düşündüklerimize, bir virüsün yamacımıza yerleşmesiyle dahil oluverdik.

Bu illet, sosyal sınıf, gelişmiş ülke, geri kalmış coğrafya tanımlamasından habersiz, hepimizi bir kazanın içine attı ve bir güzel kaynattı. Önce öteki kavramımız değişti. Sonra yaşlılara, geleceğe, geçmişe, çocuklara ve daha da önemlisi kendimize bakış açımızı güncelledi.

Nelerdi bugüne kadar elimizde sımsıkı tuttuğumuz?

Bankada para, sabit bir gelir, son model bir araba, çocuğun iyi bir okulda okuması, üye olduğumuz spor klubü, ritüellerimiz, rutinlerimiz, olmazsa olmazlarımız ve göstermekle tatmin olduklarımız.

Bir anda kaydı gitti elimizden daha biz ne olduğunu anlamadan.

Hepsini hurdalığa çekti. Bir nefes al diye fısıldadı bize, nefesimizi keserken.

Hayattan neye önem veriyorum, diye de sormamızı istedi.

Sorduk.

Neye önem veriyormuşuz?

Dışarıya.

Oysa feryat figan ‘’ dışarıda bir şey yok her şey içeride’’ naralarıyla geçirmiştik son yılları.

Dışarıda el ayak kesilince bizim de iflahımız kesiliverdi.

Sadece apokaliptik filmlerde olduğunu sandığımız sahneleri şimdi biz çekiyorduk.

İnsan olmayınca eşyanın pek de bir önemi yokmuş anladık.

Anladık mı gerçekten?

Bu süreç bittiğinde. Korku geri çekildiğinde biz eskisi gibi olmaya mı yöneleceğiz yoksa bu yaşadıklarımızdan bir ders çıkarttık mı, bunu zaman gösterecek.

Sorgulamalarımız, bildiğimiz savaşlardan çok farklı bir taktik uygulayan bu yeni bücür ordunun geri çekilmesiyle biter ve biz eski tas eski hamam dersek, yeni dünya düzeninde yerimizi almamız biraz zor olabilir.

Nedenine gelince.  Eskisi gibi olacağımızı düşünürsek eğer, geleceğe yolculuğun hızlandırılmış versiyonunda devam araçlarına binecek biletleri alamayız.

Neler değişiyor birlikte bakalım.

Şu ana kadar konforumuz için belirlediğimiz hedeflerin tamamı diyebiliriz.

Bir evinizin olması, kiracınızın olması, bir işinizin olması, bir eğitiminizin olması, paranızın, gençliğinizin, bilginizin vb…

Bunların tamamı hayatın kendisi diyebilirsiniz.

Hayat siz varsanız ve sağlığınız yerindeyse devam ediyor.

Kendimizi hatırlamadığımız bir gelecek planında yer bulmamız pek de kolay değil.

Kendine yatırım yapma çağına hoşgeldiniz.

İnsan kendine nasıl yatırım yapar, diyebiliriz.

Aklına, beyin hücrelerine, sağlığına, yeniklere vb…

Aklınızı kullanmaz mısınız?

O zaman siz de yeni çağ devletleri olan dev yazılım şirketlerinin birer kölesi olmaya adaysınız. Çünkü yapılan çalışmalar ve deneyler insanların çalışmayıp evde oturması ve öngörülen maaşlarla yaşamlarını sürdürmesi.

Bundan ala yaşam mı var? Ekmek elden su gölden, diyebiliriz.

Ama gelin görün ki parayı kazanmayı ve onu korumayı bilenler, bu tip bir yaklaşımı sizin daha rahat bir hayat sürmeniz için tasarlamadılar. Bu, toplumları meydana getiren bireylerin herhangi bir karşı düşünce geliştirmemeleri ve denileni yapmaları için bir yöntem.

Bağımlı olmanız, hareketsizliğiniz ve yönetilebilir olmanız bulunmaz bir nimettir.

Yerinizi alacak olan yapay zeka ve robotların çalışıp sizin keyif süreceğiniz bir ütopya pazarlamasında ödemenizi özgürlüğünüzle yapacaksınız.

İnsanların çalışma hayatında verimliliklerini arttırabilmek adına yaşam biçimlerinde yaptıkları değişiklerin duyusal algılamalarında bir gerileme yaptığı fark edilmiş.

Patronunuzu mutlu etmek adına e-postalarınıza bakarken yediğiniz yemeği diliniz ve dolayısıyla beyniniz daha az hissediyor. Bunun anlamı, hayattan aldığınız tatların azalmasıdır.

Yapay zekanın size ‘’ bunu mu demek istedin?’’ ya da ‘’ bunu da beğenebilirsin?’’ teklifine cevap verirken beyninizin iletişim ağı devre dışı kalıyor. Bunun sonuçlarını önümüzdeki on yıllar içinde alacağız.

Daha az çabayla daha konforlu bir hayat planımızın yarattığı boşluğu dolduran şirketlerin kurduğu sistemde etrafımızda olan biteni fark etmemiz beklenemez.

Etrafımız derken?

Doğa ve parçası olduğumuz sistemi kastediyorum.

Kollektif bağımızı hatırlatan Covit-19’a bir teşekkür borçluyuz.

Ayrı değiliz sadece farklıyız.

Düşünmek, üretmek, sorun çözebilmek, hayatta kalabilmek, beslenmek, barınmak ve iletişimde olmak temel htiyaçlarımız.

Yüzbinlerce para ödenen evler, arabalar, okullar ve dahası bize temiz bir hava, içilebilir su veya verimli topraklar vadetmiyor.

Birimizin başına gelenin her birimize etkisi olduğunu anlatan sürecin ilk filmi olan virüsün devamında, ekolojik olaylar ve teknolojik gelişmeler var.

Bana bir şey olmaz algımız tarih oldu.

Bundan sonrası için seçimlerimiz, geleceğe yönelik bakış açımız ait olduğumuz bütüne katkı sağlamalı. Yoksa, bizim birkaç elimizi çekmemizle kendini yenilemeye başlayan doğaya hiçbir şey olmaz. Olan bize olur.

Yeni dünya düzeninde mutlu birer birey olabilmemizin ilk şartı.

Neye ve ne için yatırım yaptığımızın farkında olmamızdır.

Seçimlerimiz huzur versin. Kendimiz için istediğimiz başkalarının hayatlarına da şifa olsun.

Sosyal Medyada Bu Yazıyı Paylaşabilirsiniz

3 Replies to “Benden Bize Giderken”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Alışveriş Sepeti (0)

Sepet