Özgürlük

ozgurluk

Ne güzel bir kelime özgürlük! Sanki rüzgarın esmesini, suyun akışını bir kuşun uçuşunu anlatır. Nereye gittiğinden çok hareket etmesindedir dikkatim. Hesapsızlığındadır, bilir mi acaba su nereye gideceğini hareket ederken? Hiç sanmıyorum. Sadece hareket eder. Kuş ne zaman karar verir rotasına, balık koordinatları girerek mi bulur yolunu? İçi bilir, nereden bilir bilmiyorum ama bilir.

Hiç teleşa düşmem rüzgar yolunu bulabilecek mi diye, düşünmem. Onu hisseder ve güvenirim. Hortum kadar sertleşmiş bile olsa sadece akışına teslim olurum. Onun teslimiyetindedir dikkatim, başka bir şey gelmez elimden, bilirim. Oysa kızım bir yerden dönerken aradığında sesinde küçücük bir tedirginlik hissetsem, içimden bir şeyler kımıldar ne kadar kısa sürse de, kımıldar. Sonra elimden ne gelir ki olan karşısında der, bir kıyıya çekilirim. Teslim olana kadar yaptığım hesapları nereye koyacağımı bilemeden, beklerim. Onun yolunu çizenin onun kader planı olduğunu kulağıma duyurur, geri çekilirim. Aslanın parçaladığı ceylanı seyrederken gerilsem de bilirim akış böyledir ve kainatın kendine ait sistemi vardır, teslim olurum.

Yargılamak

Bilirim tıpkı rüzgarın esişini değiştiremeyeceğim gibi seyretmekten başka bir şey gelmez elimden. Oysa bir insanın başına gelenler karşısında serinkanlılığımı her dem koruyamayabilirim. Çoğu zaman merkezimde kalsam da bir kez olsun içim titriyorsa kıymeti yoktur 99 defa kılımın kımıldamamasının. Özgürlüğümü yitiririm o anda, baş kaldırırım sisteme, neden böyle olduğunu düşünür, belki de değiştirmek isterim fırsat verilse. O andan itibaren ben eksenimi yitiririm. Özgür değilimdir, çünkü güvenimi yitirmiş hesap yapmaya, itiraz etmeye ve en önemlisi en iyiyi bilen olarak yargılamaya başlamışımdır ki ah işte o anda yargıç olarak sistemi sanık koltuğuna oturttuğumu zannederken kendimi hapsederim.

Merkezinde kalmak

Kanunlarını bilemediğim sistemin mahkemesinde yargılanan ve özgürlüğü alınan ben oluveriririm. Yön vermek isterken, yönümü kaybederim. Birinin bana göre zamansız ölümü de olabilir beni merkezimden alan bir çocuğun terk edilişi de. O andan itibaren akış benden uzağa giderken, geçmişin parmaklıkları üzerime kapanıverir. Tekrar eder hale gelir olaylar, içinden çıkamadığım çemberi kaderim zanneder, çaresizlik çukuruna düşüveririm. Çıkış biletimin verilmesi için çemberi fark etmem yeterlidir. Tek kurtuluşum çemberin merkezine gelişimdedir. Merkeze gelince anlarım ki seyrettiğim bu hayatta özgürlük içinde bulunduğum anda kendi hayat planımı yaşamamdadır. Tıpkı, esen rüzgar, yağan yağmur gibi bir gün olmadığımda bu hayatta her şeyin mükemmel bir şekilde devam edeceğini fısıldayıverir bir ses, ‘’Sana verilen seçme hakkı en büyük özgürlüğün başka seçimlerin nedenlerinde boğulursan esir olursun’’, deyiverir.

Bu videoyu da izlemek isteyebilirsin

Hayatını İyileştir, Kendi Merkezinde Yaşa

Sosyal Medyada Bu Yazıyı Paylaşabilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Alışveriş Sepeti (0)

Sepet